#arasınkitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
#arasınkitaplığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

YAZMAK EYLEMİ

#YazmakEylemi
Yazmak bir eylemdir diyor yazar. Yazma eylemine meraklılar için çok keyifli bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Bir olayın 101 anlatımı var kitapta.  201 de olabilirdi 1001 de. Bu tamamen sizin hayal gücünüze kalmış. Algının, birikimlerin ve hayal gücünün anlatıma ne kadar yansıyabileceğini ya da bir olayı 101 pencereden belki daha fazla pencereden anlatılabileceğini daha da fazlasının olanaklı olabileceğini görüyorsunuz. Kitabı okuyup denemeler yapabilirsiniz. Yeni meydan okumalar hem de kendinize. Farkında olmadan kendi yazılarımda ve anlatımlarım da neleri kullandığımı da sorgulamış oldum. İlerleyen günlerde tekrar okuma ihtimalim çok yüksek.
#okuduğunkitabıpaylaş
#arasınkitaplığı
#kitap #kitaplar
#kitapoku #kitapönerisi
#bilgiylekalın
#FeritEdgü

YALANCI İLİŞKİLER

Bir aşk romanı. Ancak belli mesajlar verilmeye çalışılmış diye tahmin ediyorum çünkü bitiremedim. Tolstoy yazınca beklentide yüksek oluyor. Belki 40'lı yaşlarda aşk romanları sarmıyordur ya da Jose Saramago'nun Körlük kitabından sonra okunamıyordur. Rus edebiyatında yokluğa, yoksulluğa, çamura, kiralık tek odalara o kadar çok alıştım ki bu refah seviyesi bende şok etkisi yarattı. Yorumlardan anladığım kadarıyla benim bıraktığım sayfalardan sonra olay başlamış.  Gerçekle hayal edileninin farkının Mariya'da yarattığı tramvanın işlendiği söyleniyor. 17 yaşındaki bir kızın kendinden 20 yaş büyük birisi ile evlenme kararı, beklentileri ve beklentilerin yerle bir oluşu. Ne beklenilebilir ki ? Hangi çağ olursa olsun biyoloji değişmiyor. 17 yaşındaki çocuk delikanlıdan yüksek olgunluk ve bilgelik beklemekte anlamsız.
Ergen yaşlarda yaşanmışlıkları anlatan felsefi  ya da şaşırtıcı hikayeleri okumak isterseniz Çavdar tarlasında çocuklar ve otomatik portakala göz atın.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı

KÖRLÜK

Kitabın adı açlık mı olsa!

Açlığın neden olduğu körlük
Acil ihtiyaçlarımızın neden olduğu anksiyete köşesinden döner dönmez medeniyet denen sahtelik başlıyor. Neler yok ki orada, tam bir illüzyon şenliği.
Var olduğunu düşündüklerini, varoluşsal korkularınla yok ediyorsun. Köklü bir medeniyetin derinliklerinde olduğunu düşünürken yüzeysel vahşiliğinde boğuluyorsun. Basitsin, sığsın, bir bakmışsın ki yüzeyselliklerinin(varoluşsal kaygıların) esiri olmuşsun.
Açlık ve korku en büyük patronun olur. Yüzyıllardır temellendirdiğin, üzerine tezler yazdığın medeniyet, aç hücrelerine yem olur. Kaybolursun.
Körlüğün ya da görünmez oluşun yarattığı özgürlüğün seni ne hale getirdiğini, çoğu anlamsız olan kaygılarını yok ettiğine şahit olursun.
Nobel ödüllü Yazar insan doğasının derinliklerine inmiş. Bana kalırsa bazı ezberleri de bozmuş. Örgütlenme, dayanışma ya da sosyolojik tahlillerle dolu bir kitap ancak asıl ilgimi çeken bireyin ne hale geldiğini, insandaki değişim ve uyum gücünü, bedensel körlüğün insanda ve toplumda neler yaratabileceğini, çoğu kuralın ve medeniyeti oluşturan unsurların dayatmalarla ya da aktif ve pasif şiddet uygulamaları ile ayakta kaldığını, zihinsel ya da düşünsel körlüğümüzün hep var olduğunu, medeniyet dediğimiz şenliği içselleştiremediğimizi düşüneceksiniz.
Okuduğum en etkileyici kitaplardan diyebilirim. Okumadan da filmini sakın ola izlemeyin. Eksik kalır.

#okuduğunkitabıpaylaş
#arasınkitaplığı
#bilgiylekalın

ÖLÜMSÜZ KARDEŞİN GÖZLERİ

Kendi Mükemmelinize ulaşamayacağınızı anlatan çok kısa bir biyografik öykü.  Yazarın #stefanzweig en az bilinen kitaplarından. Hiç olmanında çare olmadığını, var olduğunuz müddetçe arınamayacağınızı anlatıyor. Günahsız bir ömre talip olanların ne büyük acz içinde olduğunu, toplumdan kaçarak arınmanın pekte mümkün olmadığını anlatıyor.
Kendini bulma yolculuğu için, mahkum ettiği bir suçlu ile 30 günlüğüne yer değiştirerek inzivaya çekilen Adalet Kaynağı Virata 18. Günde  büyük bir gürültü ile kendini buldu. Ya buradan çıkamaz ve burada ölürsem düşüncesi hükmetti 12 gün. Acıların, inancının ve adalet felsefesinin eşlik ettiği  düşünsel yolculuğu varoluşsal kaygıları ile sarsıldı. Ölüm, özgürlük, yalıtım ve anlamsızlık anksiyetesi tüm bedenini sarstı 12 gün boyunca. Ne Bin Suretli Tanrısı ne adalet duygusu ne de yanlışlıkla öldürdüğü kardeşi vardı aklında. Yaşama devam etme duygusuna esir olmuştu. #stefanzweig buna yaşama arzusunun kendini göstermesi diyor. 18 gün boyunca gürültücü  bilinç üstü düşsel hali yerini bilinç dışı haline bıraktı. Varoluşsal kaygılarına teslim oldu. 30 günün sonunda bu kaygılarından kurtulur kurtulmaz 18 günlük edinimlerine sarıldı yeniden. 
Hiç bir eylemin adaletli olamayacağı duygusu ile hiç bir şeye sahip olmak istemedi. Tüm isteklerinden arınmayı hatta başkalarına örnek olup onun getirebileceği sorumluluklardan bile kaçınmak istedi. Ancak irade ve arzularından arınacak kadar özgür olmanın verdiği zararı da anlayarak unutuldu Virata. 

https://liamsisara.blogspot.com/?m=1

#okuduğunkitabıpaylaş 
#bilgiylekalın 
#arasınkitaplığı 

EVREN NASIL OLUŞTU?

Kitabı elime aldım 50 sayfaya geldim ve hala dünya nasıl oluştu kitabını okuduğumu düşünüyordum. Jeolojik süreçler ve ilk canlıları beklerken astronomi, astrofizik, gökadalar, yıldız oluşumu, ışık ve türevleri ile karşılaştım. Çok geç aydım ve kitaba çok zor devam ettim. Ancak kitap basit ve sade bir dille evreni ve oluşumu anlatıyor. Evrende gökyüzünde hiç gözüm yok. Tamamen ilgi alanımın dışında. Bu konulara ilgi duyanlar için harika bir özet kitap. Ama benim için zor biten bir kitap oldu. Bu arada  ODTÜ yayınevinin çok güzel ve fiyat olarakta uygun kitapları var. Bir inceleyin. 

https://liamsisara.blogspot.com

#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı

HAYVAN ÇİFTLİĞİ

George Orwell'ın en meşhur 2 kitabından. 1945 yılında yazılmış. Aslında siyasi bir yergi kitabı. 1984 ütopyasında olduğu gibi kitapta Stalin göndermeleri olduğu söyleniyor. Staline’de domuzlar üzerinden bir gönderme yapıyor. Yaklaşık 100 sayfalık bir metinde fırtınalar koparmış. Hayvan çiftliğinde insanlaştırılan pek çok karakter var. Hala kendini koruyan aramızda olan karakterler bunlar. İnsanlaştırılmış hayvanların yönettiği bir çiftliğin dönüşüm hikayesini bulacaksınız. Her şeyi insanlaştırmaya nede meraklıyız. Sadece canlıları değil cansızları da insanlaştırıyoruz. Gücün cazibesi, belki de büyüsü, yarattığı korkunun ikna ediciliği işleniyor. Uyum sağlama ve kabullenme konusunda yeteneklerimize gönderme yapıyor. Çok farklı fikirlerin de doğrulaması var. Herkesin bir şeyler bulabileceği, hak verebileceği bir kitap. Hayvanları bile değiştiren güç sarhoşluğunun insanlığı çarpmaması mümkün değil. 
Temelde iki duygu ya da özelliğimiz üzerinde durulmuş. Korku ve egonun benlikteki hükmü. İkisi de gücün etrafında dans ediyor. Belki de gücün hükmünde değilsin kendi yarattığın duyguların esirisin. Kişisel deneyime ve dışsal bilgiye dayalı yarattığımız korku duygusuyla, beslediğimiz ve eğittiğimiz  bilinç dışı halimiz gücün karşısında hızlıca ikna oluyor, kötülükleri görmezden geliyor. Belki de iç sesimizle kavga eden bilinçli halimiz masumdur.
Kitaplığınızda olması gereken bir kült.
https://liamsisara.blogspot.com/
#okuduğunkitabupaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
#hayvançiftliği
#GeorgeOrwell

BEYİN


Kendinize bir yolculuk

Kim olduğunu, kendi gerçekliğini, kontrolün sende olup olmadığını, kararlarını nasıl aldığını, bilinçli varlığına ihtiyaç duyup duymadığını ve gelecekte ne olabileceğin gibi sorulara bir parça cevap bulacaksın. 

Hayvanlar aleminin en büyük avantajı, doğuştan programlanmış beyin ile kazandıkları üstünlük, yaşam alanlarını sınırlamasına sebep olur. Programlanmış bir beyinle doğma kaderi belirli bir bölgede yaşamı zorunlu kılarken, sürekli gelişen ve değişen beyni ile insan, her türlü ekolojide yaşayabilir.
Dışarıya fiziksel herhangi bir erişimi olmayan beyin, bilgiyi duyu organları ile alıyor ve işliyor. Beynin üçte biri gözden gelen verileri işliyor. Görüntü işleme beyin içinde zor, zahmetli ve maliyetli. Bu nedenle koşu yarışlarında silahla start veriliyor. Görüntüye 190 ms, sese ise 160 milisaniyede tepki veriyoruz. Unutmayın aldığımız kalorilerin yüzde 20'si beyin tarafından kullanılıyor. Gözlerinizi yormayın.
İlgi çekici konulardan bir tanesi de bilinciniz. Bilinçli siz ve bilinç dışı siz arasındaki farkın işlendiği bölümü dikkatle okuyun. Bilinçli haliniz, bilinç dışı halinizin yanında gezinen bir yolcu gibi. Bilinç dışı hal herşeyi daha iyi yapan herşeyi önceden düşünen ve tasarlayan tarafınız. Çoğu zamanda kavga ediyorlar. Aklınıza gelen süper fikirler bilinç dışı halinizi uzun süredir üzerinde çalışıp bilinçli benliğimizi  sunduğu bir fikir olabilir. Bu fikrin babası da Freud.
Bilinçli zihnin buzdağının görünen kısmı olduğunu düşünün. Uzakta ama çok yakın olan bilinç dışı halinizi keşfedin. 
Beyin sürekli çatışma halinde. Fikirler savaşı var. Bunu anlamak için "yabancı el sendromunu" araştırın lütfen. 
Kitap çok zengin. Çok detay var. Ez cümle beynin temel görevi öngörüler de bulunmak. Bunun için de deneyimlerinizden ve okumalarınızdan yola çıkarak bilgi toplamaya çalışıyor. Beyninize daha doğrusu bilinç dışı halinize yardımcı olun. Oda size doğruları göstersin. 

https://liamsisara.blogspot.com/?m=1

#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı 

Osmancık


Osmancık, Osman Beğ ve son olarak ta Osman Han olan Osman Gazimizin güzel ruhunu ve onu besleyen Şeyh Ede Bali öğretileri ile süslenmiş nefis bir tarihi roman.  Dili çok farklı ve keyifli. Kitap tarihi bir vesika değil. Tarihsel olarak bazı hataların olduğu iddiası da var. Çoğu diyalog Tarık Buğra'ya ait.  Tarık Buğra Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu  Gazi Osman Hanın felsefesini edebi bir dille bizlere aktarmış. Gençlerin, siyasete merak salanların okuması gereken tarihi bir roman. Hatta mümkünse  meraklılarının Osman Gazi ile ilgili daha fazla okuma yapması da gerekir.

Neden mi?

Osman Gazi henüz Osmancık iken Şeyh Ede Bali, fırtınalı ruhunu dindirmesi için ona kelam eder; "Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür oğul, hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimizdir. Önce bunların yüzünden küçülüyor sonrada dünyayı büyük görüyoruz. Bak, gökyüzüne bak. Çok büyük gördüğün dünya, şu gördüklerinin en küçüğünün yanında tırnak ucu kadar bile kalmazmış. Doğru dünya çok büyüktür. Fakat bir ömür için, bir tek insan içindir bu büyüklük. Bir soy için değil, bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç bir inanç bir ülkü için değil! " Ede Bali'nin mezarı Bilecik'te Orhan Gazi caminin yanındadır. Karaman'da ilk eğitimini almıştır. 

Osman gazinin ilk kadısı, bacanağı yani Şeyh Ede Bali'nin damadı Dursun Fakıh, 1299 yılında Karacahisar kalesinin fethini takiben Osmanlı Devletinin ilk hutbesini  Osman Han adına okur. Hutbede; "adalete uymayan, zulm eden Han dine afettir, onun mal hırsına düşmesi felakettir, ehil olmayan ve sorumluluklarını kavrayamayan bir Han kıyamet belirtisidir. Peygamberimiz buyurmuştur ki, Allah'ı kullarına zulüm ve cevr ile musallat olan han, kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacaktır". Dursun Fakıh, Emir'in adaletten koptuğu zaman şeytanın emrine girmiş sayılacağını bildiriyor. Osman Gazi can kulağı ile dinler hutbeyi. Kadı Dursun Fakı Hak ve adaletten ayrılmayan Han'a itaatın gerekli olduğunu söyleyerek devam ediyor "Amma, unutma ki, cihadın en güzeli zulm eden, doğru yoldan ayrılan Han'a karşı susmayıp hakikatı söylemektir" diye bitiriyor. Bu ruh özde  var. Bu ruh sahabe Hubab bin Munzir'dan ve onu hoşgörü onaylayan peygamberimizle vücut bulur. Yakışan da budur. Dursun Fakı'nın mezarı kayınpederi Ede Bali ile aynı türbededir. Karaman doğumludur. 

Osman Gazi hutbe sonunda etrafını saran cemaate "Dilerim, adaletten kayar, zulme ve dalalet meyledersem Allah beni kahretsin. Ve dilerim, ben bilerek, bilmeyerek saptığımda karşı çıkmayanları ve benimle kalanları dahi Allah kahretsin. Ve, dilerim, benden ehli çıkınca o sancağı benden almayanlar benim ve alimi çeksin" der. 

Han olana dek çocukluğu gençliği olan içinde tuttuğu Osmancığı öldürmeyen Osman Han'ın ruhu felsefesi gerekiyor bu dünyaya. Ne Gazi Osmanın bilgeliğine, ne Osman Beğin heyecanına ne de Osmancığın güzel ruhuna layık olamadık. Mezarı Bursa'da. Rahmet ola.

#okuduğunkitabıpaylaş 

#bilgiylekalın 

#arasınkitaplığı 

SİYASİ TARİH



İnsanlık tarihinin ne kadar eski olduğu sorusu antropologlar ve arkeoloji uzmanlarının konusu olsa da siyasi tarihi bilimini ilgilendiren bölüm milattan önce 5000’lere dayanıyor. Yazının bulunuşu ve yerleşik hayata dair bulguların daha fazla olduğu Anadolu, Mezopotamya ve Ortadoğu uygarlıkları ile başlatılıyor insanlık tarihi. En azından pek çok kitap bu dönemler ile başlatıyor insanlık tarihini. Yazar siyasi tarihi MÖ. 5000 itibariyle ele almış. Belki 10 ciltte ele alınacak konuyu 420 sayfaya sığdırmış. 7000 yıllık siyasi cep tarih kitabı olarak düşünün. Ciddi bir bilgi birikimi yapabilirsiniz.
Mezopotamya’da ilk kent ülkelerinin kurulmasında tarımın ve sulama kanallarının itici gücü, ilk monarkların bu kentlerde ortaya çıkışı  ya da nomadiklerin saldırılarına karşı oluşan güvenlik ihtiyacı gibi günümüz toplumunun da temellerinin nasıl oluştuğu hakkında kısa bilgiler edineceksiniz.
Milattan Önce 6. Yüzyıl ile birlikte müthiş bir bilimsel ve entelektüel uyanış başlıyor. Başrolde İyonya’lılar var. Gölgelerinden piramitlerin yüksekliğini hesaplayan Thales, ilk deneyi yapan, yıl ve mevsimlerin uzunluğunu bulan Anaksimandres, kilit ve anahtarı bulan Teodorus,  tıp mesleğini kuran Hipokrat ve dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen Pisagor İyonyalıydı.
Uygarlıkların tarihine ve siyasetine teknolojinin ne düzeyde etkili olduğuna dair kısa kısa ama derin değerlendirmelerde mevcut. Sadece teknoloji değil tek Tanrılı hak dinlerin ortaya çıkışı ile dünya siyasetinin nasıl dönüştüğünü, İslamiyet’in ilk 400 yıllık döneminde özellikle Abbasi döneminde bilimsel gelişmeleri ve bilime olan katkıları imrenerek okuyacaksınız. Ne oldu da o dönem sona erdi ve bilim İslam coğrafyasını terk etti sorusunun cevabını da yorumlayabilirsiniz.
Kitap siyasi tarihi MÖ. 5000’lerden başlatmışsa da 15 ve 19. Yüzyıl arası dönem çok daha detaylı işlenmiş. Globalleşmenin aktörü olan Avrupa'nın tarihi hakkında daha fazla detay var. Siyasi tarihe merakı olanların okuması şiddetle tavsiye olunur.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
 Yerleşik endüstri düzenine ve yatırımcı anlayışına uymayan bir girişimci. "Sıradışı" bu girişimciyi tarif edecek en güzel kelime. Bir sanatçı gibi tutkulu ve özgün, bir bilim insanı gibi dayanıklı, sabırlı ve şüpheci. Eskiler Zip2 ve PayPal’ ı hatırlayacaktır. Elon Musk bu firmaların kurucusu. Şimdi ise Tesla, SpaceX, The Boring Company-Hyperloop, Open-AI, Nurolink ve Solarcity şirketlerinin sahibi. Kitap Elon Musk’un hayat ve girişimcilik yolculuğunu oldukça detaylı bir şekilde işlemiş. Öğrenilecek çok şey var. Sadece girişimci yanı değil çocukluk yıllarında da öğrenilecek çok şey var. Elon Musk iyi ve tutkulu bir girişimci. Günümüzde de popüler olan girişimlerinin tamamı ilköğretim ve lise yıllarında hayalini kurduğu ve insanlığa katkı sunmak istediği projeler. İnsan hayatına dokunacak ya da insanlığın temel ihtiyaçları karşılayacak fikirler. Çocukluk dönemi çok etkileyici. Meraklı olması ve sürekli hayallerinin olması onu diğerlerinden ayıran en önemli özelliği. Deli gibi de okuyor. 
Dünyanın en zeki insanlarının teknolojik oyuncaklara, internet hizmetlerine ve cep telefonu uygulamalarına odaklandığı dönemlerin başında, yani 90 ların sonu 2000’li yılların başında  PAYPAL’ı satıp SpaceX firmasını kurup Tesla’ya yatırım yapan kahraman bir girişimci. Nicola Tesla’nın 21. Yüzyıl versiyonu diyebiliriz. Onun yarım bıraktıklarını tamamlıyor hissi uyandırıyor.
Teknoloji girişimciliğinin kalesi olan silikon vadisi girişimcisi olan Elon Musk belki de teknoloji girişimciliğinin bu kısa tarihinde en fazla risk alan ve sürekli uçurumun kenarında gezinen bir girişimci. Herkesin kaldırabileceği bir hayat yaşamamış. Emeksiz yemek olmaz sözünün yetersiz kaldığı düzeyde bir mesaiden bahsediyorum. Zeka ve çalışkanlığın gerçek hayatın getirdiği tüm şansızlıklar karşısında neler yaptığını öğreniyorsunuz. Asla vazgeçmiyor. Girişimci adaylarının satır satır okuması gereken bir kitap. Belki birkaç defa okumalılar. 
Kitabı okuduktan sonra uzay endüstrisinin ne olduğunu dünyada kimlerin bu sektörde önde olduğunu ve bağlayıcılığını anlıyorsunuz. Kitap SpaceX ve Tesla yatırımları hakkında çok fazla detay veriyor. Mars’ta bir koloni kurmayı, içten yanmalı motora son vermeyi ve dünyanın enerji sorunu çözmeyi hayal eden birinin hikayesi bu. Bilinmeyi fazlasıyla hak ediyor.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınktaplığı
#liamsisarabooks

#inEnglish
An entrepreneur who does not fit the established industry order and investor understanding. Extraordinary is the best word to describe this entrepreneur. Passionate and original as an artist, durable, patient and skeptical as a scientist. The ancients will know Zip2 and PayPal. Elon Musk was the founder of these companies. Now, he owns Tesla, SpaceX, The Boring Company-Hyperloop, Open-AI, Nurolink and Solarcity. The book elaborated Elon Musk's journey of life and entrepreneurship in great detail. There's a lot to learn. Not only the entrepreneurial side, but also much to learn in childhood. Elon Musk is a good and passionate entrepreneur. All of his initiatives that are still popular today are projects that he was dreamed of in elementary and high school years and want to contribute to humanity. Ideas that will touch human life or meet the basic needs of humanity. Childhood is also very impressive. The fact that he is curious and having  dreams all the time  is the most important feature that sets him apart from other. He have read like crazy.
At the beginning of the period when the world's smartest people focused on technological toys, internet services and mobile phone applications, in the late 90s in the early 2000s, he sold PAYPAL and founded SpaceX and invested in Tesla. The 21st century version of Nicola Tesla. It gives the feeling of completing what Nicola had left behind.
Elon Musk, the silicon valley entrepreneur, the bastion of technology entrepreneurship, is perhaps the most risky entrepreneur in this brief history of technology entrepreneurship and is constantly on the edge of the cliff. I'm talking about an overtime where the idiom of "no pain no gain" is inadequate. You learn what intelligence and diligence do in the face of all the misfortunes of real life. He never gives up. A book that entrepreneur candidates should read line by line. Maybe they should read it a few times.
After reading the book, you understand what the space industry is and who is leading and binding in the world. The book gives a lot of details about SpaceX and Tesla investments. This is the story of someone who dreams of building a colony on Mars, putting an end to the internal combustion engine and solving the world's energy problem. He deserves to be known.
#sharebookyouread
#staywithknowledge
#liamsisarabooks

Biyo-İnovasyon






İnovasyonu bitkilerden öğrenin.
Biyo-inovasyon için doğadan ilham alarak günlük yaşantımızda karşılaştığımız ya da daha karmaşık problemlerimizin çözümüne yardımcı olan bir bilim dalı diyebiliriz. Kitapta 9 tane biyoinavasyon hikayesi var. Ancak her bir hikayede çok farklı biyo inovasyon  örnekleride var. Zengin bir kitap.  Yazar kedisine getirilen sorunların çözümü için biyolojik dünyada yetenek avcılığına çıkıyor. Bu yolculuklarını da hikayeleştirmiş.
Dünyada bizden çok daha eski olan bitkilerin bu deneyiminden faydalanmakta çok büyük yarar var. Dünyanın en eski bitkisi olan  yosunlardan öğrenecek belki çok şey var. Bugün bitkilerin çözümlemelerinden yararlanarak yaratılan ve insan hayatına dokunan pek çok ürün piyasada. Ancak bunu basit bir kopyalama işlemi olarak görmeyin. Biyolojik yapılar ya da biyolojik varlıkların sahip olduğu mükemmel özellikleri ve fonksiyonları görmek, onları anlamak ve kendi sorunlarımızın çözümüne uyarlamak basit bir taklitten öte bilim temelli bir faaliyettir. Alt yapınız yoksa bitkilerin karmaşık dünyasını kendi çözümlemelerinize uyarlama şansınız yok. Kitabın yazarı Renato Bruni, İtalya’da Parma Üniversitesinde biyolog. Bu alana meraklı olanların keyifle okuyacağı bir kitap.

#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#Allahkitabınızıversin
#arasınkitaplığı




Okuduğum 3. kitabı. Babama Mektup ve Dönüşüm ızdırabından sonra Kafka hayranı dostlar ısrarla Dava'yı okumamı söylediler fikrimin değişeceğini iddia ederek. Bu yazın tekniğinin edebiyatta bir adı ya da yeri var mıdır bilemiyorum ama herkese hitap etmediği kesin. Kafka severler kusura bakmasın baskı ve korku ancak bu kadar kötü anlatılabilir. Kitabı bitirmek kolay değil kendime özel geliştirdiğim hızlı okuma teknikleri ile sonunu getirebildim. Hikayenin sonu da bana göre hayal kırıklığı. Kitap yorumlarına baktığımda da çok fazla olumsuz yorum gördüm.

#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#Allahkitabınızıversin
#arasınkitaplığı



The third book I read. After "Letter to His Father" and "Metamorphosis" , Kafka fan friends insisted that I should read the Trial, claiming that my mind would change. I don't know if this type of technique has a name or a place in literature, but it certainly doesn't appeal to everyone. Kafka lovers, I'm sorry, but pressure and fear can only be tellable as bad as this book in. It is not easy to finish the book. I was able to come to an end with my own fast reading techniques. The end of the story is disappointing to me. When I looked at the book comments, I saw too many negative comments.

#sharebookyouread
#staywithknowledge

Eski bir Meksika yerli halk hikayesinden esinlenerek yazılımış. İspanyol istilacılarını zamanında zengin eden inci dolu bir koyda dedesinden kalma küçük kaydığı ile inci avlayan Kino ve ailesinin yıkıcı hikayesi Plutzer ve Nobel ödüllü yazar John Steinbeck tarafından kaleme alınmış. 
Tek arzusu çocuğunu kurtarmak olan Kino derinlere gömülmüş şansını söküp çıkartır. Çok zorladığından mı yoksa yoksunların alın yazısından mı bilinmez ama çıkardığı en büyük şanssızlığıdır. 
Fakirin şanssızlığı en sevdiğine en aciz noktasına hücum eder. 

O çok istediğin gücün ezgisi sessizleşir, fısıltıya dönüşür silinir gider.
Kötülüğün, korkunun, çaresizliğin, pişmanlığın ezgisi uğuldar kulaklarında. 

İşte böyle sindiriliyor korkutuluyor yoksunlar. Doymak bilmezsen başına gelecekler nesiller boyu aktarılır. Elindeki ile yetinmesini bilen hayvanlardan ayıran en önemli yetenek değil midir doyumsuzluk. Belki bir tavsiye belkide bir sindirmedir anlatıcıların derdi. Okuyun siz karar verin.. 

#okuduğunkitabıpaylaş 
#bilgiylekalın 
#Allahkitabınızıversin 
#arasınkitaplığı 


It is written by inspiring from ancient local folk. Plotzer and Nobel laureate writer John Steinbeck wrote the devastating story of Kino and his family, who hunted pearls with a small slip from his grandfather in a bay full of pearls that enriched the Spanish invaders in time.
Kino, whose only desire is to save his child, takes his chances of being buried deep. It is not known whether it is too hard or not from the destiny of the deprived, but it is the biggest misfortune he takes out.
The unlucky of the poor rushes to his favorite and the most weakness point.

The melody of the power that you want so much becomes silent, whispered and erased.
The melody of evil, fear, helplessness, regret is buzzing in your ears.

That is how the deprived are intimidated and scared. If you are insatiable, what will happen to you is inherited from generation to generation. Isn't dissatisfaction the most important talent that distinguishes itself from the animals that is content with what they have? The bother of narrator may be a recommendation or perhaps it is a digestion. Read it, you decide...
#sharebookyouread
#stayknowledge
#arasslibrary


"Yaşam birbirini kopyalayan ve bilgiyi bir sonraki nesillere aktarabilen bir sistem olarak düşünülebilir"
Yazarımız MIT'de(http://www.mit.edu/) fizik profesörü ve "Yaşamın geleceği enstitüsü(https://futureoflife.org/) başkanı. Kitapta teknoloji temelli yaşamın dönüşümü üzerine öngörüler ve olasılıklar değerlendirilmiş ancak karşımızda da kahinlik yapan birisi yok. Sizi heyecanlandıracak uçuk kaçık fantezilere çok fazla rastlamıyorsunuz. Uzaylılara inanmayan ve uzayda yalnız olduğumuz olasılığına daha yakın olan bir yazardan yaşamın geleceğini okuyacaksınız. Teknolojiye, yazılıma, biyoteknolojiye, astrofiziğe, parçacık fiziğine, kozmik olaylara meraklı değilseniz elinize almayın. Kitabı okurken Google dan pek çok detaya bakmanız gerekiyor. O nedenle yavaş gidiyor. Yazarın amacı okuyucuları gelecek ile ilgili bir tartışmanın içine çekmek. Teknolojinin neden olabileceği değişimin etkilerini sorgulamamızı ve mümkünse olası sorunlara çözüm üretmemizi istiyor. Yapay zeka çağında insan olmak ne anlama gelecek? Bu tartışmaların döndüğü sayfa(https://futureoflife.org/superintelligence-survey/) var. Görüşlerinizi, ki eğer varsa gönderebilirsiniz.
Kitabın ilk bölümünde müthiş bir dijital distopya var. Hikayenin kahramanı Prometheus. Prometheus Yunan mitolojisinde bir tanrının akrabası. Herşeyi önceden görebilen, kötülüklerin olmaması için elinden geleni ardına koymayan bir kahin.  Hikaye de ise Prometheus dijital bir kahramana dönüşüyor ya da tam tersi. Bu distopyayı yaşama olasılığımız var. Olasılık diyorum, eğer Luddite'ler güç bulursa ve teknolojiyi ortadan kaldırırsa Yaşam 2.0'da kalmaya devam da edebilir hatta Yaşam 1'e doğruda dönüş de yapabiliriz. Diğer taraftan yapay zekanın insan düzeyinde ya da ötesinde bir yapay zeka teknolojisine dönüştüğü Yaşam 3.0 dönemine girersek neler olacağını kestirmek kolay değil. Yazarda aslında benzer şeyleri düşünüyor.
Kuantum teknolojisi sayesinde bir kaç on yıl içinde bir zeka patlaması yaşanırsa Yaşam 3.0 evresine çok hızlı giriş yapabiliriz. Yaşam 3.0 dönemine girdiğimizde,  sadece yaklaşık 4 milyar yıllık dünyamızı değil, 13.8 milyar yıllık kozmik tarihimizi değişebileceğini iddia ediyor. Kendi kaderinin efendisi olacak bir geleceği tarifliyor yazar. 
Yaşam 1.0, 2.0 ve 3.0 evrelerini merak edenler için detaylar kitapta. Şu an 2.0 dayız.
Yapay zeka teknolojisi herkesin mutlu olacağı dijital bir ütopyayı oluşturur mu? Ya da yapay zekanın yönettiği dünyada "insan bahçelerinde sergilenen mahkumlara mı dönüşürüz?
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
#Allahkitabınızıversin


“Life can be thought of as a system that replicates each other and transfers knowledge to the next generations”
The writer is a proffesor of physics at MIT((http://www.mit.edu/) and president of Institu of Future of Life (https://futureoflife.org/). In the book, the predictions and possibilities for the transformation of technology-based life have been evaluated, but there is no soothsayer. You don't come across so many factoid fantasies that will excite you. You will read the future of life from a writer who does not believe in aliens and who is closer to the possibility that we are alone in space. If you are not interested in technology, software, biotechnology, astrophysics, particle physics, cosmic events, do not take the book into your hands. While reading the book you need to look at many details from Google. So it goes slow. The author's aim is to draw readers into a discussion about the future. He wants us to question the effects of the change that technology can cause and, if possible, find solutions to possible problems. What does it mean to be human in the age of artificial intelligence? There is a page on this discussion (https://futureoflife.org/superintelligence-survey/). Send your feedback, if you have any.
In the first part of the book there is a great digital dystopia. Prometheus, the hero of the story. Prometheus is a relative of a god in Greek mythology. He was a forerunner who could foresee everything and put everything he could to avoid evil. In the story, Prometheus turns into a digital hero or vice versa. We have a chance to experience this dystopia. I say probability, if the Luddites find power and eliminate technology, we can continue to stay in Life 2.0 and even return to Life 1. On the other hand, it is not easy to predict what will happen if we enter the Life 3.0 era, where artificial intelligence is transformed into an artificial intelligence technology at human level or beyond. The author actually thinks of similar things.
Thanks to quantum technology, if an intelligence explosion occurs in a few decades, we can enter the Life 3.0 phase very quickly. He claims that when we enter the period of life 3.0, not only our 4 billion-year-old world, but our 13.8 billion-year-old cosmic history can change. He describes a future that will be the master of his own destiny.
For those who are curious about Life 1.0, 2.0 and 3.0, the details are in the book. We're at 2.0 now.
Does artificial intelligence technology create a digital utopia that everyone will be happy with? Or do we turn into prisoners on display in human gardens in an artificial intelligence world?

#sharebookyouread

İNSAN NEYLE YAŞAR

İnsan Neyle Yaşar, kitapta yer alan 6 öyküden bir tanesi. Tolstoyun babası kont annesi prenses. Kendisi hayatta maddi sıkıntılar yaşamasada öykülerinde fakir köylüleri işlemiş. Sabretmenin ve kanaat etmenin erdemi ile sevgininin önemini kendi geliştirdiği inanç sistemiyle anlatmış. Köylülere acıya, açlığa, zulme katlanın sakın duygularınıza kapılmayın diyor. Pek çok ders var. Tasavvufi bir yorumlada sözkonusu.

BİR ÇÖKÜŞÜN HİKAYESİ

#stefanzweig #birçöküşünöyküsü bir kaç saatte okunacak kısalıkta bir öykü. Yazarın okuduğum tüm kitapları sürükleyici. Gücün kölesi olan bir nedimenin güç elinden gittiğinde "elalem ne der hapishanesinde" biten acı hikayesi.

YAŞAM BİLGELİĞİ ÜZERİNE AFORİZMALAR

Bir kimsenin ne olduğu, neye sahip olduğu ve neyi temsil ettiğini öğüt ve özlü sözlerle anlatmış. Altı çizilecek çok bölüm var. Hayatı çözmüş ve kendini doğrulamak isteyenlerin seveceği bir kitap. Doğu ve islam felsefesinde de var olan bir konu işlenmiş fazlasıyla. Mutlu olmak istiyorsan hayattan çok şey isteme yada isteklerini azalt. Dünya hayatının nimetlerine çok takılma kendi kendine yetmeyi yada mutlu olmayı öğren. Sahip olduğun dünyalıklarınla (para, mal mülk, şan şöhret, makam, çoluk çocuk) kendini anlamlandırırsan onlar elinden gittiğinde yok olursun kendini kaybeder bulamazsın. Kendini, yeteneklerini ve yapabileceklerini keşfet diyor #arthurschopenhauer

VİCDAN ZORBALIĞA KARŞI

16. Yüzyılda yaşayan fransız asıllı vaiz Jean Calvin'in kurduğu tarikatın hüküm sürdüğü Cenvre'de yaşananları kaleme alınmış. Protestanlığın popüler olduğu bir dönemde katı katolik tarikatlatının çok üstünde sert ve acımasız #kalvinizm akımı.
#stefanzweign öyküleri çok keyifli böylesine bir tarihsel eleştiri kitabı beklemiyordum. Kitabın adı içeriğine dair önemli bir ipucu. Totaliter rejimlere sağlam bir eleştri getirmiş. Avrupa sadece sömürdüğü dünyaya değil birbirlerine de çok ızdırap yaşatmış.
#vicdanzorbalığakarşı
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın

İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN

Palu ailesinden sonra bu roman çok masum kaldı. Tembellik, acziyet, iradesizlik ve bilgizliğin neden olduğu hezeyanları ve bunun üstüne yaşan aşkı ve neden olduğu ızdırapları şeytanlık olarak işlemiş. 1940 larda insan daha mı masummuş dedirtiyor. Kütüphanenizde olsun bence.
#sabahattinali
#içimizdekişeytan
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın

DOĞANIN KEŞFİ

Dağlara, göllere, nehirlere, şelalelere, buzullara, caddelere, sokaklara, parklara hatta bir bitkiyede(humboldtia laurifolia) ismi verilen, adına yarışmalar düzenlenen her yıl anılan bir kaşif, botonikçi, zoolog, jeolog, kısmen gökbilimci müthiş bir bilim insanı. Napolyon ile aynı tarihte doğan Humboldt küreselleşmeye başlayan dünyada görece erişilebilirliğin yüksek olduğu bir dönemde doğdu. Aslında buluşlar çağına denk gelmiş ömrü. Buharlı motorun, şimşek savar paratonerin, aşıların, teleskop, mikroskobun hayata girdiği bilgi cumhuriyetine gebe bir dünyaya denk gelmiş ömrü. Elektriğin canlı organizma üzerine etkilerini gözlemlemek için kendi bedenine elektrik verek düzeyde bilime tutkundu yada hastaydı. Goethe'nin kadim dostu. Şiirlerine ilham olacak düzeyde etkileyici.

Kitap Alexander Von Humboldt'un biyografisi. Sadece Humboldt'u değil o dönemin tarihini, ona eşlik eden büyük bilim insanlarınada yer verilmiş. Etkisine aldığı meşhur doğa severleri, bilime yön verenlerin kısa biyografilerinide öğreneceksiniz.

İklim değişimini, insanın ekolojiye olan etkisini ilk dillendirenin Humboldt olduğunu, bunu ilk kanıtlayının hayranı Georger Perkins Marsh, ilk çevre eylemini yapan ve politik arenaya taşıyanın büyük botonikçi diğer bir hayranı John Muir olduğunu öğrenceksiniz. Aslında bilimde kelebek etkisi teorsinin gerçekliği ile yüzleşiyorsunuz. 18 ve 19 yüzyılın karmaşasında dahi keşifleri, bilimi destekleyen es geçmeyen avrupa toplumunun bugünkü kalkınmışlığına şaşırmıyorsunuz. 20. Yüzyılınn ortalarına kadar birbirini öldüren bu toplumun bilime verdikleri önemin altında yatan sosyolojik ya da tüm sebepleri merak ediyorum. 13.yüzyıla kadar bilimin doğduğu doğu, bilim bayrağını bu yüzyıldan sonra batıya neden vermiştir?
Humboldt doğayı acımasız ve kanlı bir savaş içindeki bir yaşam ağı olarak tanımlıyor. Gördüğüm şey cennet değildi. Tüm hayvanlar birbirinden korkuyordu ve hayatta kalmak için mücadele ediyorlardı. Doğanın en büyük aurası korkuydu. Muhteşem sakinlik içinde sürekli devam eden bir katliam. Ne olumlu bir denge diyor humboldt.
Kitabı okuyunca doğa severlerin yani outdoor insanların indoor olduğunu anlıyorsunuz. Aslında onlar içerde biz dışardayız.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#Allahkitabınızıversin
#alexandervonhumboldt