#YazmakEylemi
Yazmak bir eylemdir diyor yazar. Yazma eylemine meraklılar için çok keyifli bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Bir olayın 101 anlatımı var kitapta. 201 de olabilirdi 1001 de. Bu tamamen sizin hayal gücünüze kalmış. Algının, birikimlerin ve hayal gücünün anlatıma ne kadar yansıyabileceğini ya da bir olayı 101 pencereden belki daha fazla pencereden anlatılabileceğini daha da fazlasının olanaklı olabileceğini görüyorsunuz. Kitabı okuyup denemeler yapabilirsiniz. Yeni meydan okumalar hem de kendinize. Farkında olmadan kendi yazılarımda ve anlatımlarım da neleri kullandığımı da sorgulamış oldum. İlerleyen günlerde tekrar okuma ihtimalim çok yüksek.
#okuduğunkitabıpaylaş
#arasınkitaplığı
#kitap #kitaplar
#kitapoku #kitapönerisi
#bilgiylekalın
#FeritEdgü
YAZMAK EYLEMİ
YALANCI İLİŞKİLER
Bir aşk romanı. Ancak belli mesajlar verilmeye çalışılmış diye tahmin ediyorum çünkü bitiremedim. Tolstoy yazınca beklentide yüksek oluyor. Belki 40'lı yaşlarda aşk romanları sarmıyordur ya da Jose Saramago'nun Körlük kitabından sonra okunamıyordur. Rus edebiyatında yokluğa, yoksulluğa, çamura, kiralık tek odalara o kadar çok alıştım ki bu refah seviyesi bende şok etkisi yarattı. Yorumlardan anladığım kadarıyla benim bıraktığım sayfalardan sonra olay başlamış. Gerçekle hayal edileninin farkının Mariya'da yarattığı tramvanın işlendiği söyleniyor. 17 yaşındaki bir kızın kendinden 20 yaş büyük birisi ile evlenme kararı, beklentileri ve beklentilerin yerle bir oluşu. Ne beklenilebilir ki ? Hangi çağ olursa olsun biyoloji değişmiyor. 17 yaşındaki çocuk delikanlıdan yüksek olgunluk ve bilgelik beklemekte anlamsız.
Ergen yaşlarda yaşanmışlıkları anlatan felsefi ya da şaşırtıcı hikayeleri okumak isterseniz Çavdar tarlasında çocuklar ve otomatik portakala göz atın.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
KÖRLÜK
Açlığın neden olduğu körlük
Acil ihtiyaçlarımızın neden olduğu anksiyete köşesinden döner dönmez medeniyet denen sahtelik başlıyor. Neler yok ki orada, tam bir illüzyon şenliği.
Var olduğunu düşündüklerini, varoluşsal korkularınla yok ediyorsun. Köklü bir medeniyetin derinliklerinde olduğunu düşünürken yüzeysel vahşiliğinde boğuluyorsun. Basitsin, sığsın, bir bakmışsın ki yüzeyselliklerinin(varoluşsal kaygıların) esiri olmuşsun.
Açlık ve korku en büyük patronun olur. Yüzyıllardır temellendirdiğin, üzerine tezler yazdığın medeniyet, aç hücrelerine yem olur. Kaybolursun.
Körlüğün ya da görünmez oluşun yarattığı özgürlüğün seni ne hale getirdiğini, çoğu anlamsız olan kaygılarını yok ettiğine şahit olursun.
Nobel ödüllü Yazar insan doğasının derinliklerine inmiş. Bana kalırsa bazı ezberleri de bozmuş. Örgütlenme, dayanışma ya da sosyolojik tahlillerle dolu bir kitap ancak asıl ilgimi çeken bireyin ne hale geldiğini, insandaki değişim ve uyum gücünü, bedensel körlüğün insanda ve toplumda neler yaratabileceğini, çoğu kuralın ve medeniyeti oluşturan unsurların dayatmalarla ya da aktif ve pasif şiddet uygulamaları ile ayakta kaldığını, zihinsel ya da düşünsel körlüğümüzün hep var olduğunu, medeniyet dediğimiz şenliği içselleştiremediğimizi düşüneceksiniz.
Okuduğum en etkileyici kitaplardan diyebilirim. Okumadan da filmini sakın ola izlemeyin. Eksik kalır.
#okuduğunkitabıpaylaş
#arasınkitaplığı
#bilgiylekalın
ÖLÜMSÜZ KARDEŞİN GÖZLERİ
EVREN NASIL OLUŞTU?
Kitabı elime aldım 50 sayfaya geldim ve hala dünya nasıl oluştu kitabını okuduğumu düşünüyordum. Jeolojik süreçler ve ilk canlıları beklerken astronomi, astrofizik, gökadalar, yıldız oluşumu, ışık ve türevleri ile karşılaştım. Çok geç aydım ve kitaba çok zor devam ettim. Ancak kitap basit ve sade bir dille evreni ve oluşumu anlatıyor. Evrende gökyüzünde hiç gözüm yok. Tamamen ilgi alanımın dışında. Bu konulara ilgi duyanlar için harika bir özet kitap. Ama benim için zor biten bir kitap oldu. Bu arada ODTÜ yayınevinin çok güzel ve fiyat olarakta uygun kitapları var. Bir inceleyin.
https://liamsisara.blogspot.com
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
HAYVAN ÇİFTLİĞİ
Temelde iki duygu ya da özelliğimiz üzerinde durulmuş. Korku ve egonun benlikteki hükmü. İkisi de gücün etrafında dans ediyor. Belki de gücün hükmünde değilsin kendi yarattığın duyguların esirisin. Kişisel deneyime ve dışsal bilgiye dayalı yarattığımız korku duygusuyla, beslediğimiz ve eğittiğimiz bilinç dışı halimiz gücün karşısında hızlıca ikna oluyor, kötülükleri görmezden geliyor. Belki de iç sesimizle kavga eden bilinçli halimiz masumdur.
Kitaplığınızda olması gereken bir kült.
https://liamsisara.blogspot.com/
#okuduğunkitabupaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
#hayvançiftliği
#GeorgeOrwell
BEYİN
Kendinize bir yolculuk
Kim olduğunu, kendi gerçekliğini, kontrolün sende olup olmadığını, kararlarını nasıl aldığını, bilinçli varlığına ihtiyaç duyup duymadığını ve gelecekte ne olabileceğin gibi sorulara bir parça cevap bulacaksın.
Hayvanlar aleminin en büyük avantajı, doğuştan programlanmış beyin ile kazandıkları üstünlük, yaşam alanlarını sınırlamasına sebep olur. Programlanmış bir beyinle doğma kaderi belirli bir bölgede yaşamı zorunlu kılarken, sürekli gelişen ve değişen beyni ile insan, her türlü ekolojide yaşayabilir.
Dışarıya fiziksel herhangi bir erişimi olmayan beyin, bilgiyi duyu organları ile alıyor ve işliyor. Beynin üçte biri gözden gelen verileri işliyor. Görüntü işleme beyin içinde zor, zahmetli ve maliyetli. Bu nedenle koşu yarışlarında silahla start veriliyor. Görüntüye 190 ms, sese ise 160 milisaniyede tepki veriyoruz. Unutmayın aldığımız kalorilerin yüzde 20'si beyin tarafından kullanılıyor. Gözlerinizi yormayın.
İlgi çekici konulardan bir tanesi de bilinciniz. Bilinçli siz ve bilinç dışı siz arasındaki farkın işlendiği bölümü dikkatle okuyun. Bilinçli haliniz, bilinç dışı halinizin yanında gezinen bir yolcu gibi. Bilinç dışı hal herşeyi daha iyi yapan herşeyi önceden düşünen ve tasarlayan tarafınız. Çoğu zamanda kavga ediyorlar. Aklınıza gelen süper fikirler bilinç dışı halinizi uzun süredir üzerinde çalışıp bilinçli benliğimizi sunduğu bir fikir olabilir. Bu fikrin babası da Freud.
Bilinçli zihnin buzdağının görünen kısmı olduğunu düşünün. Uzakta ama çok yakın olan bilinç dışı halinizi keşfedin.
Beyin sürekli çatışma halinde. Fikirler savaşı var. Bunu anlamak için "yabancı el sendromunu" araştırın lütfen.
Kitap çok zengin. Çok detay var. Ez cümle beynin temel görevi öngörüler de bulunmak. Bunun için de deneyimlerinizden ve okumalarınızdan yola çıkarak bilgi toplamaya çalışıyor. Beyninize daha doğrusu bilinç dışı halinize yardımcı olun. Oda size doğruları göstersin.
https://liamsisara.blogspot.com/?m=1
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
Osmancık
Osmancık, Osman Beğ ve son olarak ta Osman Han olan Osman Gazimizin güzel ruhunu ve onu besleyen Şeyh Ede Bali öğretileri ile süslenmiş nefis bir tarihi roman. Dili çok farklı ve keyifli. Kitap tarihi bir vesika değil. Tarihsel olarak bazı hataların olduğu iddiası da var. Çoğu diyalog Tarık Buğra'ya ait. Tarık Buğra Osmanlı İmparatorluğunun kurucusu Gazi Osman Hanın felsefesini edebi bir dille bizlere aktarmış. Gençlerin, siyasete merak salanların okuması gereken tarihi bir roman. Hatta mümkünse meraklılarının Osman Gazi ile ilgili daha fazla okuma yapması da gerekir.
Neden mi?
Osman Gazi henüz Osmancık iken Şeyh Ede Bali, fırtınalı ruhunu dindirmesi için ona kelam eder; "Dünyayı bize büyük gösteren bizim küçüklüğümüzdür oğul, hırsımız, sabırsızlığımız, bencilliğimizdir. Önce bunların yüzünden küçülüyor sonrada dünyayı büyük görüyoruz. Bak, gökyüzüne bak. Çok büyük gördüğün dünya, şu gördüklerinin en küçüğünün yanında tırnak ucu kadar bile kalmazmış. Doğru dünya çok büyüktür. Fakat bir ömür için, bir tek insan içindir bu büyüklük. Bir soy için değil, bir soyun benimseyeceği, bir soya benimsetilecek bir amaç bir inanç bir ülkü için değil! " Ede Bali'nin mezarı Bilecik'te Orhan Gazi caminin yanındadır. Karaman'da ilk eğitimini almıştır.
Osman gazinin ilk kadısı, bacanağı yani Şeyh Ede Bali'nin damadı Dursun Fakıh, 1299 yılında Karacahisar kalesinin fethini takiben Osmanlı Devletinin ilk hutbesini Osman Han adına okur. Hutbede; "adalete uymayan, zulm eden Han dine afettir, onun mal hırsına düşmesi felakettir, ehil olmayan ve sorumluluklarını kavrayamayan bir Han kıyamet belirtisidir. Peygamberimiz buyurmuştur ki, Allah'ı kullarına zulüm ve cevr ile musallat olan han, kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacaktır". Dursun Fakıh, Emir'in adaletten koptuğu zaman şeytanın emrine girmiş sayılacağını bildiriyor. Osman Gazi can kulağı ile dinler hutbeyi. Kadı Dursun Fakı Hak ve adaletten ayrılmayan Han'a itaatın gerekli olduğunu söyleyerek devam ediyor "Amma, unutma ki, cihadın en güzeli zulm eden, doğru yoldan ayrılan Han'a karşı susmayıp hakikatı söylemektir" diye bitiriyor. Bu ruh özde var. Bu ruh sahabe Hubab bin Munzir'dan ve onu hoşgörü onaylayan peygamberimizle vücut bulur. Yakışan da budur. Dursun Fakı'nın mezarı kayınpederi Ede Bali ile aynı türbededir. Karaman doğumludur.
Osman Gazi hutbe sonunda etrafını saran cemaate "Dilerim, adaletten kayar, zulme ve dalalet meyledersem Allah beni kahretsin. Ve dilerim, ben bilerek, bilmeyerek saptığımda karşı çıkmayanları ve benimle kalanları dahi Allah kahretsin. Ve, dilerim, benden ehli çıkınca o sancağı benden almayanlar benim ve alimi çeksin" der.
Han olana dek çocukluğu gençliği olan içinde tuttuğu Osmancığı öldürmeyen Osman Han'ın ruhu felsefesi gerekiyor bu dünyaya. Ne Gazi Osmanın bilgeliğine, ne Osman Beğin heyecanına ne de Osmancığın güzel ruhuna layık olamadık. Mezarı Bursa'da. Rahmet ola.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
SİYASİ TARİH
Mezopotamya’da ilk kent ülkelerinin kurulmasında tarımın ve sulama kanallarının itici gücü, ilk monarkların bu kentlerde ortaya çıkışı ya da nomadiklerin saldırılarına karşı oluşan güvenlik ihtiyacı gibi günümüz toplumunun da temellerinin nasıl oluştuğu hakkında kısa bilgiler edineceksiniz.
Milattan Önce 6. Yüzyıl ile birlikte müthiş bir bilimsel ve entelektüel uyanış başlıyor. Başrolde İyonya’lılar var. Gölgelerinden piramitlerin yüksekliğini hesaplayan Thales, ilk deneyi yapan, yıl ve mevsimlerin uzunluğunu bulan Anaksimandres, kilit ve anahtarı bulan Teodorus, tıp mesleğini kuran Hipokrat ve dünyanın yuvarlak olduğunu söyleyen Pisagor İyonyalıydı.
Uygarlıkların tarihine ve siyasetine teknolojinin ne düzeyde etkili olduğuna dair kısa kısa ama derin değerlendirmelerde mevcut. Sadece teknoloji değil tek Tanrılı hak dinlerin ortaya çıkışı ile dünya siyasetinin nasıl dönüştüğünü, İslamiyet’in ilk 400 yıllık döneminde özellikle Abbasi döneminde bilimsel gelişmeleri ve bilime olan katkıları imrenerek okuyacaksınız. Ne oldu da o dönem sona erdi ve bilim İslam coğrafyasını terk etti sorusunun cevabını da yorumlayabilirsiniz.
Kitap siyasi tarihi MÖ. 5000’lerden başlatmışsa da 15 ve 19. Yüzyıl arası dönem çok daha detaylı işlenmiş. Globalleşmenin aktörü olan Avrupa'nın tarihi hakkında daha fazla detay var. Siyasi tarihe merakı olanların okuması şiddetle tavsiye olunur.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#arasınkitaplığı
Biyo-İnovasyon
Biyo-inovasyon için doğadan ilham alarak günlük yaşantımızda karşılaştığımız ya da daha karmaşık problemlerimizin çözümüne yardımcı olan bir bilim dalı diyebiliriz. Kitapta 9 tane biyoinavasyon hikayesi var. Ancak her bir hikayede çok farklı biyo inovasyon örnekleride var. Zengin bir kitap. Yazar kedisine getirilen sorunların çözümü için biyolojik dünyada yetenek avcılığına çıkıyor. Bu yolculuklarını da hikayeleştirmiş.
Dünyada bizden çok daha eski olan bitkilerin bu deneyiminden faydalanmakta çok büyük yarar var. Dünyanın en eski bitkisi olan yosunlardan öğrenecek belki çok şey var. Bugün bitkilerin çözümlemelerinden yararlanarak yaratılan ve insan hayatına dokunan pek çok ürün piyasada. Ancak bunu basit bir kopyalama işlemi olarak görmeyin. Biyolojik yapılar ya da biyolojik varlıkların sahip olduğu mükemmel özellikleri ve fonksiyonları görmek, onları anlamak ve kendi sorunlarımızın çözümüne uyarlamak basit bir taklitten öte bilim temelli bir faaliyettir. Alt yapınız yoksa bitkilerin karmaşık dünyasını kendi çözümlemelerinize uyarlama şansınız yok. Kitabın yazarı Renato Bruni, İtalya’da Parma Üniversitesinde biyolog. Bu alana meraklı olanların keyifle okuyacağı bir kitap.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#Allahkitabınızıversin
#arasınkitaplığı
İNSAN NEYLE YAŞAR
BİR ÇÖKÜŞÜN HİKAYESİ
YAŞAM BİLGELİĞİ ÜZERİNE AFORİZMALAR
VİCDAN ZORBALIĞA KARŞI
#stefanzweign öyküleri çok keyifli böylesine bir tarihsel eleştiri kitabı beklemiyordum. Kitabın adı içeriğine dair önemli bir ipucu. Totaliter rejimlere sağlam bir eleştri getirmiş. Avrupa sadece sömürdüğü dünyaya değil birbirlerine de çok ızdırap yaşatmış.
#vicdanzorbalığakarşı
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
İÇİMİZDEKİ ŞEYTAN
#sabahattinali
#içimizdekişeytan
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
DOĞANIN KEŞFİ
Kitap Alexander Von Humboldt'un biyografisi. Sadece Humboldt'u değil o dönemin tarihini, ona eşlik eden büyük bilim insanlarınada yer verilmiş. Etkisine aldığı meşhur doğa severleri, bilime yön verenlerin kısa biyografilerinide öğreneceksiniz.
İklim değişimini, insanın ekolojiye olan etkisini ilk dillendirenin Humboldt olduğunu, bunu ilk kanıtlayının hayranı Georger Perkins Marsh, ilk çevre eylemini yapan ve politik arenaya taşıyanın büyük botonikçi diğer bir hayranı John Muir olduğunu öğrenceksiniz. Aslında bilimde kelebek etkisi teorsinin gerçekliği ile yüzleşiyorsunuz. 18 ve 19 yüzyılın karmaşasında dahi keşifleri, bilimi destekleyen es geçmeyen avrupa toplumunun bugünkü kalkınmışlığına şaşırmıyorsunuz. 20. Yüzyılınn ortalarına kadar birbirini öldüren bu toplumun bilime verdikleri önemin altında yatan sosyolojik ya da tüm sebepleri merak ediyorum. 13.yüzyıla kadar bilimin doğduğu doğu, bilim bayrağını bu yüzyıldan sonra batıya neden vermiştir?
Humboldt doğayı acımasız ve kanlı bir savaş içindeki bir yaşam ağı olarak tanımlıyor. Gördüğüm şey cennet değildi. Tüm hayvanlar birbirinden korkuyordu ve hayatta kalmak için mücadele ediyorlardı. Doğanın en büyük aurası korkuydu. Muhteşem sakinlik içinde sürekli devam eden bir katliam. Ne olumlu bir denge diyor humboldt.
Kitabı okuyunca doğa severlerin yani outdoor insanların indoor olduğunu anlıyorsunuz. Aslında onlar içerde biz dışardayız.
#okuduğunkitabıpaylaş
#bilgiylekalın
#Allahkitabınızıversin
#alexandervonhumboldt














